22 Şubat 2011 Salı

Kör Baykuş

Uzun zamandır kitaplıkda duruyordu sevgili Kör Baykuş'um, havası biraz kasvetli, biraz ağır (yani yükte hafif pahada ağır) bir tarzı olduğundan doğru zamanı bekliyordum, geçtiğimiz haftasonu, artık, çığlıklarına dayanamayıp aldım elime.. bitti.. yarıya kadar heves ve zevkle, sonrasında biraz hızlıca geçiştirir tarzda okuduğum bir kategori vardır, onlardan oldu, belki ortam müsaitliği bu işi çekip çeviren.. bilemiyorum.. her halukarda "okumasaydım eksik kalırdım" dediklerimden.. Sadık Hidayet dendi mi; dil kullanımı, tasvir ve betimlemeler gelecek aklıma, ve göründüğü üzere Kafkamsı düşünüş.. İşte birkaç dil kullanımı vurgunu:
- hayal mi gerçek mi olduğunu algılayamadığı kadını görüp yitirdikten sonra onu ararken; "çöpleri koklayan aç bir köpeğe benziyordum"
- "Parmak uçlarına basa basa çekilip gidiyordu gece."
- "Bütün hayatımı bir salkım üzüm gibi avucumda sıkmak istiyordum, suyunu, hayır, şarabını damla damla, gölgemin kurumuş boğazına akıtmak istiyorum, kutsal su gibi" yazmaya mecbur olduğunu ve bunu hayali bir varlık olan gölgesine bildirmek baskısı altında olduğunu anlatıyor.

ps1: yazarın ölümü kendi eliyle oluyor, intihar..
ps2: kitabın yayımı İran'da yasak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder